

FİRMA REHBERİ
KUMAŞ FİRMALARI
İPLİK FİRMALARI
Yaşasın bahar hakikaten geldi. İstanbul güzelim yeşiline, Boğaz, bayıldığım erguvan, zakkum pembelerine büründü İnsanın aşık olası geliyor. Pazar günü tahmin ediyorum hava neredeyse 30 dereceydi. Hande, Aslı ve ben Boğaz'da şöyle bir kahve içtikten sonra günü Bebek Balıkçısı'nda noktaladık. Hava şerbet gibi, deniz desen çarşaf. Lokantanın terasında o güzelim Boğaz'ı seyredip bir güzel rakılandık.
Boşuna yazılmamış o rakı balık şiirleri anlaşılan. Tabii İstanbul'da her şeyin olduğu gibi Boğaz'ın da canına okundu. Öyle denize bakınca yeşil, mavi renkler yerine bir çöp yığınlarını görüyorsunuz. Ama yine de bence dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz. Ve bunu sadece biz böyle düşünmüyoruz.
Hem evlere hem sahiplerine
Dünyanın en önemli modacıları İstanbul'a gelip buradan feyz alıyorlar. Ama alınmayacak gibi değil ki. İnsan şöyle çıkıp bir Ayasofya'ya gitse, İstanbul'daki canım camileri onların içlerindeki çinileri seyretse zaten içinizdeki bütün ilham perileri uyanır bence. Ayrıca Kapalıçarşı başlı başına bir kaynak. Kapalıçarşı’da Köylü Pazarı'na gitmediyseniz lütfen gidin bence.
Birbirinden güzel cıvıl cıvıl kumaşlar ruhunuzu dinlendirecek. Ayrıca öyle güzel kumaşlar var ki, bunlardan alıp kendinize şimdi mayonun üzerine giyebileceğiniz pareolar yapabilirsiniz. Ya da o büyük desenli rengarenk tülbent kumaşlardan yere kadar uzun elbiseler yapabilirsiniz. Köylü Pazarı'na gitmişken lütfen Murat'ın dükkanını sorun.
Orada Murat deyince herkes gösteriyor. Murat pek bir meşhur. Dolce& Gabbana bile gelip Murat'tan kumaş almış.
Murat'ın dükkanında nefis ipek eşarplar, eskiden kalma kaftanlar, danteller ne ararsanız var. Ben çok güzel şallar aldım. Ayrıca eviniz için de çok ucuza çok güzel örtüler alabilirsiniz. Hele yazlık için ya da bahçenizde kullanabileceğiniz çok şık kumaşlar var.
Kapalıçarşı turunuzu bence sakın Bedesten'e uğramadan bitirmeyin. Bedesten'de gelenlerde gördüğüm kadarıyla çok güzel takılar var. Bu yaz uzun elbiselerinizle takacağınız kocaman kolyeler iri bilezikler eski Osmanlı yüzükleri çok ama çok zevkli bence. Ayrıca Bedesten'e gitmişken mutlaka Fes Kahve’ye uğrayın. O Kapalıçarşı atmosferini Fes Kahve'nin o otantik havasıyla birleştirip şöyle bir keyif yapın. Az daha unutuyordum Fes Kahve'nin hemen yanındaki Abdul'den de doğal sabununuzu hatta kesenizi alın. Bütün bunları anlatırken bile Kapalıçarşı'ya bir daha gidesim geldi.
İplik ithalatındaki 1.03 dolarlık koruma yumuşatıldı ; Hatırlayacaksınız, bir süre önce iplik sanayicileri Dış Ticaret Müsteşarlığına (DTM) müracaat ederek "İthal ipliğe antidamping vergisi" koydurtmak istemişlerdi. DTM İthalat Genel Müdürlüğü uzmanları yaptıkları inceleme sonrasında "200 gün sürede ve kiloda 1.03 dolar geçici koruma önlemi" için bakanlar kuruluna bir teklif sunmuşlar, teklif onaylanmış ve uygulama başlamıştı.
Uygulamanın ardından ithalatçılar, Hazır Giyim ve Konfeksiyoncular şiddetli tepki koydular. DTM İthalat Genel Müdürlüğü Uzmanlarının ev sahipliğinde yapılan seri toplantılar sonrasında nihayet bir mutabakat sağlanarak Pamuk İpliği İthalatındaki 1.03 dolarlık geçici koruma önlemi değiştirilerek yumuşatıldı.
Mutabakata göre, 2 ila 9 numaraya kadar ithal edilecek pamuk ipliklerinde yüzde 9, 9 ila 25 numaraya kadar olan ipliklerde yüzde 15 ve 25 numara üstü ipliklerde ise yüzde 20 oranında vergi uygulanması karara bağlandı. Ayrıca bu oranların kilogram fiyatlarla olan bağlantıları 1 doların üzerinde olmayacağı gibi, 0.35 dolardan da az olmayacak. Bir başka önemli gelişme 200 günlük uygulama 3 yıl olarak değişti ve koruma önlemi niteliğini kaybederek antidamping vergisine dönüştü. Karar Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü girecek ve böylece halen geçerliği olan 1.03 dolarlık önlem uygulamadan kalkacak.
Anlaşmaya rağmen gerek pamuk ipliği üreticilerini ve gerekse hazır giyim ve konfeksiyoncuları memnun etmeyen bu gelişme sonuçlarını yakın bir gelecekte verecek.
''Trilyonlar kazanacağımı bilsem bile, yurtdışına yatırım yapmam''
Gömlek üreticisi Dufy, Çin ürünleri yüzünden tekstilin zorda kalmasına rağmen üretimini iki katına çıkardı. Firmanın sahibi Yusuf Bayat, sektörde ihracatın durma noktasına geldiği şikayetine karşılık,''Gönülden çalışanların işi durmaz'' diyor.
Türkiye de bugünlerde maliyetlerin yüksekliğini gerekçe gösteren birçok firma fabrikalarını yurtdışına taşıyor. Ancak bazı köklü firmalar, bütün riski göze alarak Türkiye de kalmayı tercih ediyor. 1964 te gömlekçiliğe başlayan Dufy'nin sahibi Yusuf Bayat da bunlardan biri. Bayat, ''Ucuz maliyeti var diye Romanya, Polonya gibi ülkelere gidip trilyonlar, katrilyonlar kazanacağımı bilsem bir tek liramı yatırmam dışarıya.'' diyor.
Yusuf Bayat, Erzincan'ın Kemah ilçesinin Tan köyünden. Gömlekçiliğe 11 yaşında babasının yanında başlamış. İstanbul'un konfeksiyon merkezlerinden Sultanhamam'da babası ile birlikte Kısmet gömleklerinin üretimine katkıda bulunmuş. Çocukluğundan itibaren Türkiye'nin Avrupa'nın en iyi gömlek üreticisi olmayı hayal eden Yusuf Bayat, bu isteğini gerçekleştirebilmek için ilk adımlarını yurtdışındaki fuarları takip etmeye başlayarak attı. Avrupa'daki büyük firmalara fason üretimine başlayan işadamı, 1985'te Fransızların Dufy markasını satın aldı. Bu isimle bir yandan kendisi için üretim yaparken diğer yandan da Avrupa ve ABD'de Vanlak, Dorani, Edi Mayer gibi markalara da gömlek dikmeye başladı.
Bayat, Çin ürünleri karşısında durma noktasına gelen tekstil sektöründe yeni bir atak yaparak üretimini iki katına çıkardı. İstanbul'da 10 bin metrekare alana sahip fabrika kuran şirket, günlük gömlek üretim kapasitesini ikiye katladı. Günde 8 bin gömlek üretilebilecek teknolojik altyapısı bulunan firma yılda yaklaşık 2 milyon gömlek dikiyor. Bu gömleklerin 1 milyondan fazlası Avrupa'ya gönderiliyor. Şirket, yeni fabrikayla birlikte çalışan sayısını da 300'den 600'e çıkardı. Yusuf Bayat, toplam 20 milyon dolarlık yatırım yaptığını, fabrika için başka yatırım yapmayacağını vurgulayarak,''Burası benim artık son durağım. Sadece mağaza açmaya devam edeceğiz'' diyor. İtalya, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye ihracat yapan şirketin Türkiye’de ve yurtdışında 42 mağazası bulunuyor. Bu mağazaların 40'ı Türkiye'de, diğer ikisi Fransa'da ve İtalya'da. Ortadoğu ülkelerine ihracat yapmayan şirket, Avrupa’da yaklaşık 1 milyon insana gömlek giydiriyor. Firma, hem Türkiye'de hem de Avrupa'da önümüzdeki yıl toplam 10 mağaza daha açmayı hedefliyor.
Üretimdeki maliyetlerin artması sebebiyle Türkiye'de birçok şirket üretimlerini yurtdışına kaydırırken, Yusuf Bayat bu duruma karşı çıkıyor. Kendisi için paranın değil, vatan sevgisinin önemli olduğunu söyleyen Bayat, ''Ben her şeyi para için yapmıyorum. Türkiye’m için yaparım. Ucuz maliyeti var diye Romanya, Polonya gibi tırı vırı yerlere gidip trilyonlar, katrilyonlar kazanacağımı bilsem, bir tek liramı yatırmam dışarıya.'' ifadelerini kullanıyor. İhracatın durma noktasına gelmesi hakkındaki tartışmalara katılmayan Bayat, ''İhracatın duracağına inanmıyorum. Avrupalı hile hurda işlerden hoşlanmıyor. Dürüst olan, layık-ı vech ile sıdk-ı gönülden çalışan insanların hiçbir zaman işi durmaz.'' diye konuşuyor.
Türkiye'nin üçüncü büyük gömlek şirketi Dufy, aynı zamanda kişiye özel gömlek diken firmalardan biri. Özellikle üst düzey ve çok zengin insanların beden ölçüleri alınarak, özel kumaşlarla dikilen gömlekler toplam üretimin yüzde 2,5'ini oluşturuyor. Gömlek üretiminde, ambalaj ve matbaa gibi birkaç ihtiyacın dışında hammaddenin büyük bir kısmı Avrupa'dan geliyor. Gömlekte moda için fuarlar izlenmekle birlikte, kumaşların alındığı Avrupalı üreticilerle sürekli görüşülmesi, günü gününe takip fırsatı sağlıyor. Çoğunluğu Avrupa’nın moda merkezlerinde satılan gömleklerin ücretleri 120 ile 180 Euro arasında değişiyor. Yusuf Bayat, İtalyanların modasına karşı kalite ve fiyatla mücadele ettiklerini belirtiyor.
40 yılı aşkın gömlekçilik yapan Bayat, hayatını işine ve çalışanlarına adamış. ''Ben gömlekte fani oldum.'' diyen Bayat, günün 18 saatini işyerinde geçiriyor. İşadamı, çalışanlarını, aynı zamanda ortakları olarak görüyor. Fabrikada bekçi köpeğinin yiyeceğinden kumaşın seçilmesine kadar her işle bizzat ilgileniyor.
Avrupalılar, önce kaliteye sonra modaya bakıyor
Avrupa ve Türkiye'nin gömlekteki tercihlerini karşılaştıran işadamı Yusuf Bayat, Türkiye'de tercihlerin yanlış olduğu görüşünde. Türkiye'de gömleğin sadece görümüne, moda renkleri içerip içermediğine bakılıyor, kalite önemsenmiyor. Avrupalılar ise önce kaliteye bakıyor. Moda merkezi olan Avrupa'da insanlar kaliteden sonra senenin en çok tercih edilen renklerini dikkate alıyor. Bilinenin aksine kaliteli gömlek, dayanıklı gömlek değil. Gömleğin iyi olması için, giyimi kolay olması, polyester madde içermemesi gerekiyor. Gömleğin kalitesi, kullanılan ipliğinden düğmesine, iliğinden kumaşına, rengine ve malzemesine göre değişiyor.
Londrada Türkiye damgası ; Lee Cooperdan John Lewisa, Arcadia Grouptan Debenhamsa kadar birçok dünya markası yöneticisinin de ilgiyle
izlediği fuarda Türk ürünleri beğeniyle karşılandı.
Londra Türk Tekstil Ürünleri Fuarında yer alan Türk tekstilinin uluslararası isimleri arasında yer alan 35 firma, dünya markalarının markajına alındı. Türk kumaş koleksiyonlarını beğeniyle karşılayan ve aralarında Lee Cooperdan John Lewisa, Arcadia Grouptan Debenhamsın da bulunduğu birçok dünya markasının yöneticileri, Türk firmalarıyla işbirliğine hazır olduklarını vurguladılar.
Londrada 2-3 Eylül tarihlerinde 13.sü gerçekleşen Londra Türk Tekstil Ürünleri Fuarı`na, (London Turkish Fashion Fabric Exhibition) katılan Türk tekstilinin uluslararası isimlerinden 35 katılımcı firma 2009/2010 Sonbahar/Kış hazır giyime yönelik kumaş koleksiyonlarını İngiltere`deki zincir mağazalar, mümessilleri, büyük alım grupları ve tasarımcılarına sundular. Aralarında Arcadia Group, Debenhams, Dewhirst, Lee Cooper, John Lewis, Marks&Spencer, Next, Oasis, River Island ve Topshop gibi dünya markalarının yöneticilerinin de yer aldığı fuarda Türk ürünlerinin beğeniyle karşılandığı gözlendi.
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Tamer Pala fuarın hedefleri, başarısı ve geleceğiyle ilgili umut dolu olduklarını ifade ederek İngiltere pazarının Türkiye için çok önemli ve vazgeçilmez olduğunun altını çizdi. Pala, Türk tekstilcisinin fuarlara katılımının önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk tekstilcileri İngiltere pazarının, gücüne ve geleceğine güvendiğinden daha büyük işlere imza atacaktır. Uluslararası tekstil fuarları takviminde Premiere Vision Paris ve Milano Unica fuarları öncesi gerçeklestirilen fuarda, İngiliz alıcılar için yeni sezon kumaş koleksiyonlarına ilk bakış imkanı sağlanırken, ziyaretçiler için takip eden diğer fuarlarda Avrupanın diğer güçlü kumaş üreticileriyle mukayese yapma imkanı doğdu. Burada en önemli nokta değerli katılımcı sayısını artırabilmektir. Bunu başardığımız takdirde ziyaretçilere daha çok alternatif sunmuş olacağız."
New York Moda Fuarında Türk tasarımlar ; New York!ta tasarımcıları buluşturan "The Train-Platform 2" Uluslararası Moda Fuarı başladı.
ABDnin New York kentinde hazır giyim ve aksesuar üreticilerini ve tasarımcılarını buluşturan "The Train-Platform 2" Uluslararası Moda Fuarı başladı.
Bu yıl fuarda Türk firmaları BNG (Banu Bülent Gülen), Derri (Deri Sanayicileri Dış Tic. AŞ) ve Banu-Boranın tasarımcıları koleksiyonlarını sergiliyor. BNG Firma Temsilcisi Nilgün Gülen yaptığı açıklamada, "Bizim için her 6 ayda yeni bir heyecan yeni bir başlangıç oluyor. Fuarlar süreklilik istiyor. Bir iki defa katılmayla bir şeyler olmuyor. Müşteri sizi burada gördükçe firmanız onun gözünde daha iyi yer ediniyor" dedi.
DSD Deri Sanayicileri Dış Ticaret firması Pazarlama ve Satış Temsilcisi Burcu Şahiner de Deri Dizayn (DD) markasıyla 2 yıldır yurt dışına açıldı klarını ve ilk defa New Yorkta "The Train ve Platform" fuarına katıldıklarını, ABDdeki müşteri kitlelerine ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.
Tekstil sektörünün yaşadığı sıkıntılar büyüyor ;Adana Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Baş, Türk ihracatının en önemli
kalemini oluşturan tekstilin, ülke genelinde olduğu gibi Adanada da hızla kan kaybettiğini söyledi.
Sektörde özellikle imalat, ihracat ve pazarlama noktalarında önemli sıkıntılar yaşandığını belirten Baş, "Tekstil sektörümüz hızla uçuruma sürüklenmektedir." dedi.
Geçmişte yapılan plansız yatırımlarla boğuşan tekstil sektörünün günümüzde pahalı enerji, yüksek faiz ve vergi oranları, düşük kur uygulaması, aşırı sosyal güvenlik primleri ve kalitesiz Çin ürünleriyle rekabet etmek zorunda kaldığını hatırlatan Baş, özellikle yüksek enerji girdilerinin tekstil ve hazır giyimcilerin belini büktüğünü dile getirdi.OECD ülkelerinde enerji maliyetleri ortalama 6 sent iken, Türkiye`de bu rakam elektriğe yapılan son zamlarla 10 sentin de üzerine çıktığını anlatan Baş, olumsuzluk meydana getiren etkenlerden kaçış eğilimine paralel olarak sektörde kayıtdışılığa doğru bir gidiş yaşandığını açıkladı.
Baş, sektörde yüzde 40lara dayanan kayıtdışılığı ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasında daha fazla zaman kaybedilmemesini istedi.
Türkiye gayrisafi milli hasılasının yüzde 11nin, ihracatın ise dörtte birinin tekstil sektöründen karşılandığını vurgulayan Baş, şunları söyledi: "Tekstil, Türk ekonomisi ve sanayisinin lokomotifi durumunda. 3.5 milyonun üzerinde vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Bu yönüyle 10 milyon vatandaşımızı ise dolaylı olarak ilgilendiriyor. Hükümetin herhangi bir çözüm arayışına girmemesi yüzünden sektör günümüzde zor günler yaşamaktadır."
Tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren 200 bini aşkın küçük ve orta ölçekli işletmeden 20 bine yakınının, Dünya Ticaret Örgütü`nün aldığı kotaların kaldırılması kararıyla, 2005 yılı itibariyle kapılarına kilit vurmak zorunda kaldığını savunan Şaban Baş, sanayi istihdamının yüzde 20`sini tek başına sağlayan sektörde, son 3 yıl içerisinde 1 milyon kişinin işsiz kaldığının tahmin edildiğini kaydetti.
Baş, yazılı açıklamasında böylesine büyük bir rakamın toplumda ne gibi sosyal patlamalara neden olabileceğini kelimelerle anlatmanın mümkün olmadığına işaret etti.
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan Tekstil ve Hazırgiyim Raporunun da, sektörün 2020 yılına kadar ciddi bir küçülme geçireceğini ortaya koyduğunu kaydeden Baş, Dünya Ticaret Örgütü`nün aldığı kotaların 2020 yılına kadar kademeli olarak kaldırılmasıyla Türkiye`deki tekstil ihracatının yüzde 20, hazırgiyim ihracatının ise yüzde 47 azalacağının öngörüldüğünü belirtti.
ATO Başkanı Baş söz konusu raporda, kotaların kaldırılmasıyla birlikte Türkiye`nin tekstil üretiminin yüzde 23,1, hazırgiyim üretiminin de yüzde 33,4 azalacağının belirtildiğini ifade etti.
Sektörde 600 bin kişinin daha işinden olacağına dikkat çeken Baş, hükümetin şimdiden harekete geçmesi ve konuyla ilgili sıkıntıların aşılmasına yönelik ulusal politikalar geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Terziler Çin Malı Tekstilden Şikayetçi ; Terziler, Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Federasyonu Genel Başkanı Sinan Turhan, Çin pazarındaki kaçak, kalitesiz malların Türk tekstil ekonomisine büyük zarar verdiğini belirtti.
Terziler, Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Federasyonu Genel Başkanı Sinan Turhan, Çin pazarındaki kaçak, kalitesiz malların Türk tekstil ekonomisine büyük zarar verdiğini belirtti.
Van Terziler Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Esnaf Odası tarafından yapılacak olan geleneksel yöresel kıyafet defilesine katılmak üzere Van'a gelen Sinan Turhan, dernek binasında bir basın toplantısı düzenledi. Konfeksiyon ve terzicilik mesleği ile uğraşan bir kısım esnafın atölyelerini ekonomik problemlerden dolayı kapattıklarını söyleyen Başkan Sinan Turhan, "Bağ-Kur emeklisi olan meslektaşlarımız aldıkları 470 milyon maaş ile geçinemediği için ek iş yapmak zorunda kalıyor. Gerek vergi yasası, gerekse esnafa verilen kredilerle Bağ-Kur Yasası işlevini yitirmiştir. Esnafımız 327 YTL Bağ-Kur primi öderken, aylık sadece 143 YTL'lik bir artışla maaş almaktadır. Bu haksızlığın önlenmesi lazım" dedi.
Başkan Turhan, terzi esnafının enerji pahalılığından, çırak ve kalifiye eleman yokluğuna değin bir çok sorununun olmasına rağmen çalışmaya devam ettiğini belirterek, "Avrupa'ya ihraç ettiğimiz ürünlerin tekstil hammaddelerini ülkemize getirirken gümrüklerde birçok zorluklarla karşılaşılıyor. Çin pazarındaki kaçak mallar, rekabet gücümüzü de olumsuz etkilemektedir. Yetkililerin duyarlı olmasını ve sorunlarımızın çözümüne katkı sunmasını bekliyoruz" diye konuştu.
Puro içenlere özel gömlek ; Artık puro tutkunlarının özel bir gömleği var! İngiliz asaletini yansıtan Thomas Pink'in tasarladığı 'The Mogul' adlı bu gömleğin en önemli özelliği; özel cebi... İki farklı bölmeden oluşan cep, puro içenler için düşünülmüş. Küçük olan bölme her boy puroyu taşımak; büyük olan ise puro makası ve çakmağı taşımak için tasarlanmış. Mısır kotonundan üretilen ve İtalya'da dokunan gömlekler Kanyon'raki Thomas Pink mağazasından alınabilir.
Tekstildeki Duraklama Devam Ediyor ; Gaziantep Tekstil Sanayi İşverenleri Derneği (GATSİD) Başkanı ve Sanko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Adil Konukoğlu, tekstil sektörünün 2007 yılında en kötü dönemini geçirdiğini bildirdi.
Gaziantep Tekstil Sanayi İşverenleri Derneği (GATSİD) Başkanı ve Sanko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Adil Konukoğlu, tekstil sektörünün 2007 yılında en kötü dönemini geçirdiğini bildirdi.
Konukoğlu, yaptığı açıklamada, tekstil sektöründe Eylül 2000'de başlayan ve şu ana kadar devam eden bir duraklama dönemi yaşandığını belirtti. Konukoğlu, "Tekstil sektörü en kötü dönemini 2007 yılında yaşadı ve adeta sektör dibe vurdu. Tekstilden vazgeçmek mümkün değil, ancak ayakta kalabilmek adına yenilikçilik ve ürün geliştirme zorunlu hale geldi. Tekstil mutlaka yükselişe geçecektir" dedi.
Birçok firmanın gelişmeleri doğru okuyarak Ar-Ge'ye önemli kaynak ayırdığını kaydeden Konukoğlu, ''Tekstil sektörü, dibe vuracağı kadar vurdu zaten. Daha ne olacak ki? Önümüzdeki süreçte tekstilin bitme şansı yok. Mutlaka bir yükselişe geçecek. Tekstili elimizin tersiyle itip; öldü, bitti deme şansımız yok. Çünkü tekstil her zaman ufku açık bir sektör. Ama önemli olan yenilikçi olmak, ürün geliştirmek. Türkiye'de bundan önce tekstil firmalarının hiçbiri Ar-Ge'ye para harcamazken şimdi hepimiz çatır çatır para harcıyoruz. Yeni ürünler ortaya çıkartıyoruz, rakiplerimizi ekarte ediyoruz' 'diye konuştu.
Tekstil sektöründe yabancı ortaklık kurmanın çok zor olduğunu ifade eden Konukoğlu, Sanko Holding'in 2008 yılında tekstil sektöründe yatırımının olmadığını söyledi. 2008'i daha çok küçülerek, modern üretim yöntemlerine geçerek ve ürün geliştirerek atlatmayı istediklerine dikkat çeken Konukoğlu, tekstilde eski ve otomasyon olmayan bölümlerinin büyük kısmını kapattıklarını dile getirdi.
Büyük Şirketler Ayakta Kalabilecek ; Gazeteport'un sorularını yanıtlayan İstanbul Tekstil Hammadde İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Gülle, maliyet artışlarının sektördeki oyuncu sayısını azaltacağına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Dünyada genel olarak maliyet enflasyou var. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış dünyadaki tüm üreticileri olumsuz etkiliyor. Emtia fiyatlarındaki artışla Çin'deki ucuz maliyet dönemi de sona eriyor. Kuşkusuz bu artışlar vitrindeki fiyatlara da yansıyacak.
Maliyet yükünü kaldırabilen şirketler yoluna 'daha az işçiyle verimli üretim'modeliyle devam eder ancak bu yükü kaldıramayan oyuncular yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tekstil sektöründe daha az oyuncu göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Güç birleşmeleri bile gündeme gelebilir."
Tekstilde Nanoteknoloji ; İstanbul Ticaret Odasında seminerde dinlediğim Prof. Dr. Işık TARAKÇIOĞLU tekstilin tanımına “İnsanlar tarih boyunca örtünmek, doğal hava koşullarından korunmak ve süslenmek için giyinmişlerdir” diyerek başlamıştı. Ne güzel bir tarif ama sanki günümüz için biraz eksik.Günümüzde insanlar bunların yanı sıra giysilerden başta sağlık ve güvenlik olmak üzere her türlü alanda ek faydalar da sağlamayı bekliyorlar. Önceden bir mağazaya uğrayıp üzerimize üç beş parça giyim eşyası aldığımızda model desen ve kalite ile ilgilenirken artık konfor, pratik fayda, güvenlik ve sağlık kavramları ile ilgileniyoruz. Raflarda yer alan ıslanmayan tişörtler, anti bakteriyel çoraplar, enerji tasarrufu sağlayan eşortmanlar, baş ağrıları için ağrı kesici görevi yapan bereler, masaj yapan ayakkabılar, böceksavar kene savar gömlekler, çabuk ütülenen kumaşlar, güzel kokulu eşarplar hep daha fazla konfor ve sağlık için üretilen nanoteknolojik ürünler.
DEVAMI İÇİN ( http://www.kumasci.com/Formlar/HaberGoster.aspx?id=1833 )